Türk Kültürüne Dair Her Şey!

BIR ŞEHIDIN SON ARZUSU

BOĞAZLAYAN KAYMAKAMI KEMAL BEY’İN AZİZ HATIRASINA…

 

Tedirgin olmayın, çekingen durmayın, öyle hüzünlü bakmayın. Uzakta kalmayın, öyle yakınıma gelin.

Canınızı üzmeyin, saklamaya çalışıp yorulmayın, hem telaşlanmayın da, hepsini biliyorum… Dünyadaki misafirliğim az sonra bitecek, ebediyetle tanışmaya gideceğim.

Hayır, hiç korkmuyorum. Nerelerden mahrum kalacağım, kimlere uzak düşeceğim aklıma gelmiyor şimdi; nelere ve kimlere kavuşacağımı düşünüyorum.

Son arzum mu? Var elbette, olmaz mı? Önce, bir bayrak istiyorum. Çocukluğumda kucaksız, oyuncaksız; delikanlılığımda atsız, pusatsız kalabildiğim, ama onsuz kalamadığım bayrağımı… Bütün çareler tükenince, gölgesine sığındığım, üşüyünce aydınlığında ısındığım bayrağımı… Yan gözle bakanların gözlerini oymakla, selamlamadan uçan kuşların yuvalarını bozmakla suçlandığım bayrağımı istiyorum.

Ne mi yapacağım? Hiç! Çocukluğumun saflığına döneceğim. Dünya gözüyle son bir defa göreceğim, beyazlığını öpeceğim, kızıllığına yüzümü süreceğim. Ömrümün kısalığına göre hüküm vermeyin. Benimde çok güzel günlerim, unutulması imkansız hatıralarım oldu. Başkalarında bayrak var. Her bayram, sokak sokak dolaşıp bayrağımı aradım. Yere yakın olanlarına yanaklarımı değdirdim, en çok sevdiği ile en münasip yerde buluşan mahcuplar gibi, kimsenin bakmadığı zamanları kollayıp, öylece öptüm. Boyumun yetişemeyeceği yüksekliklerde dalgalanmalarına selam verdim, hatır sordum. Anlayın beni, istediğimi verin. Bayraklı yaşadım, bayraksız ölemem.

Bir de Kur’an istiyorum. Yaradanımın, her şeyi bilenimin, en doğru tek yolu gösterenimin, esirgeyenimin ve bağışlayanımın kelamını istiyorum. Yegane en büyüğün huzuruna varmadan önce, belki birkaç ayetini okuyabileceğim. Son nefesimi vermenin eşiğinde, kulluğumdaki noksanlıkların acısını duyacağım. Beni kurtaracak başka ne olabilir, böylesinde huzur içinde olmamı, rahat gitmemi kim sağlayabilir? Kur’anımı verin bu kadarını esirgemeyin, gecikmiş sayılmazsınız. Kur’anlı yaşadım, Kur’ansız ölemem.

Nihayet iki rekat namaz kılmaya yetecek bir zaman istiyorum. Dirliğimdeki borçlarımın bağışlanması için değil, sevdiklerimin muhafaza buyrulması ve uğruna can verdiğim mukaddesatımın çiğnenmemesi için dua edeceğim. Dilimin son hecesi, kalbimin son atışı kelime-i şahadet olacak. Sonra canımı almaya memur edileni incitmeden iteceğim; her şeyi ve herkesi bir yana bırakacağım, ölümsüzlüğün koynuna gireceğim.

Evet, ey yaşayanlar; ben, işte böyle öleceğim. Sakın acımayın, <<Gençliğine yazık oldu.>> demeyin; artık çok geç, merhametinize ihtiyacım kalmadı. Şimdi, hepinizin kıskanacağı bir rütbedeyim.

MEKTUPLAR

Galip ERDEM

Milli Eğitim ve Kültür Yayınları

1984 – Ankara

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir